Masallar, insanlık tarihinin en eski anlatı biçimlerinden biridir. Kuşaktan kuşağa aktarılan bu hikâyeler yalnızca eğlendirmek için değil, aynı zamanda toplumsal değerleri, korkuları ve ahlaki dersleri aktarmak için anlatılmıştır. Ancak modern çağda, özellikle Batı dünyasında ortaya çıkan “politik doğruculuk” (political correctness) yaklaşımı, klasik anlatıların dilini ve anlamını yeniden yorumlama eğilimini de beraberinde getirmiştir.
Bu yaklaşımın en bilinen parodilerinden biri, klasik Kırmızı Başlıklı Kız masalının politik doğrucu bir versiyonudur. Bu versiyon, masalın kendisini değil, modern toplumun dil hassasiyetlerini ve ideolojik eğilimlerini hicvetmeyi amaçlar. Bu yazıda, klasik masal ile politik doğrucu versiyon arasındaki farkları ve bu farkların neyi temsil ettiğini inceleyeceğiz.
Klasik Masalın Yapısı
Geleneksel Kırmızı Başlıklı Kız masalında anlatı oldukça nettir:
-
Masalın başkahramanı küçük bir kızdır.
-
Annesi onu hasta büyükannesine yiyecek götürmesi için ormana gönderir.
-
Yolda kurtla karşılaşır ve ona gideceği yeri söyler.
-
Kurt büyükannenin evine önce giderek onu yer ve kızı da kandırmaya çalışır.
-
Sonunda bir avcı kurtu öldürür ve kahramanlar kurtulur.
Bu anlatı birkaç temel unsur içerir:
-
İyilik ve kötülüğün net ayrımı
Kurt kötüdür, çocuk ve büyükanne masumdur. -
Uyarı ve ders
Çocukların yabancılarla konuşmaması gerektiği mesajı vardır. -
Toplumsal rol dağılımı
Avcı kurtarıcı figürdür. -
Basit ve doğrudan dil
Masalın amacı çocuklara açık bir mesaj vermektir.
Masalların klasik yapısında sembolizm vardır; ancak bu semboller okuyucunun yorumuna bırakılır. Hikâye, ideolojik bir tartışma yürütmez.
Politik Doğrucu Versiyonun Yaklaşımı
Politik doğrucu versiyon ise tamamen farklı bir mantıkla ilerler. Hikâyenin kendisi bir parodi niteliğindedir. Amaç, masalı yeniden anlatmak değil, modern söylemlerin abartılı kullanımını eleştirmektir.
Bu versiyonda dikkat çeken birkaç unsur vardır:
1. Aşırı Tanımlama ve Açıklama
Klasik masalda:
“Annesi büyükannesine yiyecek götürmesini istedi.”
Politik doğrucu versiyonda ise bu durum uzun açıklamalarla verilir:
-
Bunun “kadın işi” olmadığı özellikle belirtilir.
-
Davranışın toplumsal dayanışma amacı taşıdığı vurgulanır.
-
Büyükannenin hasta olmadığı, kendi bakımını yapabilecek durumda olduğu açıklanır.
Bu yaklaşım, modern söylemde sıkça görülen aşırı açıklayıcı ve savunmacı dili hicveder.
2. Toplumsal ve İdeolojik Dil
Politik doğrucu anlatıda karakterler günlük konuşmalar yerine akademik veya ideolojik bir dil kullanır.
Örneğin kurtun uyarısına verilen tepki:
“Bu cinsiyetçi yorum beni son derece rahatsız etti.”
Bu tür ifadeler, gerçek bir masal karakterinden çok bir sosyal teori tartışmasına ait gibidir. Böylece metin, modern ideolojik jargonun gündelik anlatılara uygulanmasının ne kadar yapay görünebileceğini gösterir.
3. Roller Tersine Çevrilir
Klasik masalda:
-
Avcı kurtarıcıdır.
-
Kurt düşmandır.
Politik doğrucu versiyonda ise:
-
Avcı müdahale ettiği için eleştirilir.
-
Kurtun davranışı “etobur doğasına uygun” olarak meşrulaştırılır.
-
Sonunda üç karakter birlikte yaşamaya karar verir.
Bu değişim, geleneksel kahraman-kötü karakter ayrımının sorgulanmasını temsil eder.
4. Dilin Absürdleşmesi
Politik doğrucu anlatı ilerledikçe dil giderek daha absürt hale gelir:
-
Oduncu yerine “kütük yakıt teknisyeni”
-
Büyükannenin gözleri için “optik olarak zorlanan”
-
Fiziksel özellikler için “göreli olarak büyük”
Bu tür ifadeler, aşırı hassas dil kullanımının komik sonuçlar doğurabileceğini göstermek için kullanılır.
https://www.cs.cmu.edu/~jhancock/story/riding_hood.html adresindeki Jim Garner’ın yazdığı masalın Türkçe’ye tercümesidir.”
A Politically Correct Fairy Tale
Bir zamanlar, büyük bir ormanın kenarında annesiyle birlikte yaşayan Kırmızı Başlıklı Kız adlı genç bir birey vardı. Bir gün annesi ondan, anneannesine evine bir sepet dolusu taze meyve ve maden suyu götürmesini istedi — ama bunun kadınlara özgü bir iş olduğunu düşündüğünüz için değil elbette; çünkü bu davranış cömertti ve topluluk duygusunu güçlendirmeye yardımcı oluyordu. Üstüne, anneannesi hasta falan değildi; aksine hem bedenen hem zihnen son raddede sağlıklıydı ve olgun bir yetişkin olarak kendi bakımını tamamen sağlayabilecek durumdaydı.
Bunun üzerine Kırmızı Başlıklı Kız sepetini alıp ormandan geçerek yola çıktı. Tanıdığı birçok insan, ormanın ürkütücü ve tehlikeli bir yer olduğuna inanır ve oraya asla adım atmazdı. Ancak Kırmızı Başlıklı Kız, gelişmekte olan kendi cinselliğine öylesine güveniyordu ki, bu kadar bariz Freudyen imgeler onu hiç engellemiyordu.
Büyükannesinin evine giderken bir Kurt tarafından durduruldu. Kurt sepette ne olduğunu sordu. Kırmızı Başlıklı Kız şöyle cevap verdi:
“Olgun bir yetişkin olarak kendine gayet iyi bakabilen büyükannem için bazı sağlıklı atıştırmalıklar.”
Kurt şöyle dedi:
“Biliyorsun sevgili küçük kızım, bu ormanda tek başına yürümek pek güvenli değil.”
Kırmızı Başlıklı Kız şöyle dedi:
“Bu cinsiyetçi yorumun beni son derece rahatsız ettiğini belirtmeliyim. Ancak seni toplumdan dışlanmış geleneksel bir figür olarak gördüğüm için bunu görmezden geleceğim. Böyle bir dışlanmışlık insan üzerinde ciddi bir stres yaratır ve kişinin kendine özgü, tamamen geçerli bir dünya görüşü geliştirmesine yol açabilir. Şimdi izin verirsen yoluma devam etmem gerekiyor.”
Kırmızı Başlıklı Kız ana patikadan yürümeye devam etti. Fakat toplumun dışında olmanın verdiği özgürlük sayesinde doğrusal ve Batı tarzı düşünce kalıplarına körü körüne bağlı kalmayan Kurt, büyükannenin evine giden daha kısa bir yol biliyordu. Eve girer girmez büyükannesiyle karşılaştı ve onu yedi — ki bu, kendisi gibi bir etobur için tamamen geçerli bir davranış biçimiydi.
Ardından, neyin erkekçe neyin kadınsı olduğuna dair katı ve gelenekçi düşüncelerle sınırlanmadığı için, büyükannenin geceliğini giydi ve yatağa girdi.
Kırmızı Başlıklı Kız kulübeye girip şöyle dedi:
“Büyükanne, bilge ve şefkatli bir anaerkil figür olarak rolünü kutlamak için sana yağsız ve tuzsuz bazı atıştırmalıklar getirdim.”
Yataktan Kurt yumuşak bir sesle konuştu:
“Biraz daha yaklaş evladım, seni daha iyi görebileyim.”
Kırmızı Başlıklı Kız şöyle dedi:
“Ah, unutmuşum. Sen yarasa kadar görme zorluğu yaşayan birisin. Büyükanne, ne kadar büyük gözlerin var!”
“Çok şey gördüler ve çok şeyi affettiler sevgili çocuğum.”
“Büyükanne, ne kadar büyük bir burnun var — elbette göreli olarak söylüyorum ve kesinlikle kendine özgü bir çekiciliği var.”
“Çok şey kokladı ve çok şeyi affetti sevgili çocuğum.”
“Büyükanne, ne kadar büyük dişlerin var!”
Kurt şöyle dedi:
“Ben kim olduğumdan ve ne olduğumdan memnunum,”
ve yataktan fırladı. Pençeleriyle Kırmızı Başlıklı Kız’ı yakaladı ve onu yemeye niyetlendi. Kırmızı Başlıklı Kız çığlık attı — Kurt’un görünürdeki kıyafet tercihleri yüzünden değil, kişisel alanına bu kadar açık bir şekilde müdahale edilmesi nedeniyle.
Onun çığlıklarını oradan geçen bir oduncu-kişi (kendi tercih ettiği ifadeyle “kütük yakıt teknisyeni”) duydu. Kulübeye daldığında ortadaki karmaşayı gördü ve müdahale etmeye çalıştı. Baltasını kaldırdığı anda Kırmızı Başlıklı Kız ve Kurt birden durdu.
“Ne yaptığını sanıyorsun sen?” diye sordu Kırmızı Başlıklı Kız.
Oduncu-kişi gözlerini kırpıştırdı ve cevap vermeye çalıştı ama kelimeler boğazına düğümlendi.
“Buraya bir Neandertal gibi dalıyorsun ve düşünmek yerine silahının senin yerine düşünmesine güveniyorsun!” dedi Kırmızı Başlıklı Kız. “Cinsiyetçi! Tür ayrımcısı! Kadınların ve kurtların bir erkeğin yardımına ihtiyaç duymadan kendi sorunlarını çözemeyeceğini nasıl varsayarsın!”
Kırmızı Başlıklı Kız’ın bu konuşmasını duyan büyükanne, Kurt’un ağzından fırlayıp çıktı, oduncu-kişinin baltasını aldı ve kafasını uçurdu.
Bu olaydan sonra Kırmızı Başlıklı Kız, büyükanne ve Kurt arasında belli bir amaç ortaklığı oluştu. Karşılıklı saygı ve işbirliği temeline dayanan alternatif bir hane kurmaya karar verdiler ve ormanda sonsuza dek mutlu yaşadılar.
Masallar Neden Bu Kadar Değiştiriliyor?
Masalların modern yorumlara konu olmasının birkaç nedeni vardır:
1. Değişen toplumsal değerler
Eski masallar bazen günümüz değerleriyle çelişen unsurlar içerir. Bu nedenle yeniden yorumlanırlar.
2. Kültürel eleştiri
Politik doğrucu versiyon gibi parodiler, aslında masalları değil modern kültürel tartışmaları eleştirir.
3. Mizah ve hiciv
Bu tür metinlerin asıl amacı eğlendirmek ve düşündürmektir.
Masalın Özünü Kaybetme Riski
Ancak bu noktada önemli bir soru ortaya çıkar:
Bir hikâye ne kadar yeniden yorumlanabilir?
Masalların gücü çoğu zaman basitliklerinden gelir. Açık mesajlar, net karakterler ve sembolik anlatım, onları nesiller boyunca anlaşılır kılar.
Aşırı analiz veya ideolojik yeniden yazımlar ise bazen:
-
hikâyenin ritmini bozabilir,
-
karakterleri yapaylaştırabilir,
-
anlatıyı mizahi bir karikatüre dönüştürebilir.
Politik doğrucu Kırmızı Başlıklı Kız metni tam olarak bunu göstermek için yazılmıştır.
Sonuç
Kırmızı Başlıklı Kız’ın politik doğrucu versiyonu, masalı modern değerlere uyarlamaktan çok, modern söylem biçimlerinin abartılı kullanımını hicveden bir metindir.
Klasik masal:
-
basit,
-
sembolik,
-
öğretici bir anlatıdır.
Politik doğrucu versiyon ise:
-
ideolojik dilin parodisi,
-
toplumsal tartışmaların mizahi bir eleştirisi,
-
modern kültürün kendi kendine tuttuğu bir aynadır.
Bu nedenle bu metni bir “alternatif masal” olarak değil, kültürel bir hiciv olarak okumak daha doğru olur.
İngilizce Orijinal Metin
There once was a young person named Red Riding Hood who lived with her mother on the edge of a large wood. One day her mother asked her to take a basket of fresh fruit and mineral water to her grandmother’s house — not because this was womyn’s work, mind you, but because the deed was generous and helped engender a feeling of community. Furthermore, her grandmother was not sick, but rather was in full physical and mental health and was fully capable of taking care of herself as a mature adult.
So Red Riding Hood set off with her basket of food through the woods. Many people she knew believed that the forest was a foreboding and dangerous place and never set foot in it. Red Riding Hood, however, was so confident in her own budding sexuality that such obvious Freudian imagery did not hinder her.
On her way to Grandma’s house, Red Riding Hood was accosted by a Wolf, who asked her what was in her basket. She replied, “Some healthful snacks for my grandmother, who is certainly capable of taking care of herself as a mature adult.” The Wolf said, “You know, my dear, it isn’t safe for a little girl to walk through these woods alone.”
Red Riding Hood said, “I find your sexist remark offensive in the extreme, but I will ignore it because of your traditional status as an outcast from society, the stress of which has caused you to develop your own, entirely valid worldview. Now, if you’ll excuse, me I must be on my way.”
Red Riding Hood walked on along the main path. But, because his status outside society had freed him from slavish adherence to linear, Western-style thought, the Wolf knew of a quicker route to Grandma’s house. He burst into the house and ate Grandma, an entirely valid course of action for a carnivore such as himself. Then, unhampered by rigid, traditionalist notions of what was masculine or feminine, he put on grandma’s nightclothes and crawled into bed.
Red Riding Hood entered the cottage and said, “Grandma, I have brought you some fat-free, sodium-free snacks to salute you in your role of a wise and nurturing matriarch.”
From the bed, the Wolf said softly, “Come closer, child, so that I might see you.”
Red Riding Hood said, “Oh, I forgot you are as optically challenged as a bat. Grandma, what big eyes you have!”
“They have seen much, and forgiven much, my dear.”
“Grandma, what a big nose you have — only relatively, of course, and certainly attractive in its own way.”
“It has smelled much, and forgiven much, my dear.”
“Grandma, what big teeth you have!”
The Wolf said, “I am happy with who I am and what I am,” and leaped out of bed. He grabbed Red Riding Hood in his claws, intent on devouring her. Red Riding Hood screamed, not out of alarm at the Wolf’s apparent tendency toward cross-dressing, but because of his willful invasion of her personal space.
Her screams were heard by a passing woodchopper-person (or log-fuel technician, as he preferred to be called). When he burst into the cottage, he saw the melee and tried to intervene. But as he raised his ax, Red Riding Hood and the Wolf both stopped.
“And what do you think you’re doing?” asked Red Riding Hood. The woodchopper-person blinked and tried to answer, but no words came to him. “Bursting in here like a Neanderthal, trusting your weapon to do your thinking for you!” she said. “Sexist! Speciesist! How dare you assume that womyn and wolves can’t solve their own problems without a man’s help!”
When she heard Red Riding Hood’s speech, Grandma jumped out of the Wolf’s mouth, took the woodchopper-person’s axe, and cut his head off. After this ordeal, Red Riding Hood, Grandma, and the Wolf felt a certain commonality of purpose. They decided to set up an alternative household based on mutual respect and cooperation, and they lived together in the woods happily ever after.